
Hiç düşündünüz mü bir evin içinde yürürken ışığın sizi nasıl etkilediğini? Aslında çoğu zaman bunun farkında bile olmadan yaşıyoruz. Ama bence iyi bir aydınlatma insanın ruh halini değiştiriyor. Her detayda fark ediliyor. Hatta bazen sırf ışığın oyunuyla tavan yüksekliğiniz olduğundan fazla ya da az görünebilir. Geçen sene, karanlık sokak lambalarının gölgesinde yürürken hissettiğim huzur, bana kendi projelerimde ışığın gücünü tekrar hatırlattı. Size biraz konut projelerinde etkili bir aydınlatmanın sırrından bahsetmek istiyorum.
Konut Projelerinde Aydınlatmaya Nereden Başlamalı?
Neden herkes aydınlatmanın önemini sonlara bırakıyor, hiç düşündünüz mü? Bence işin başında, proje ruhunu daha ilk eskizden yakalamak için ışığa da kafa yormak şart. Çünkü günün sonunda, mekanın karakterini belirleyen şeylerin başında aydınlatma geliyor. Mesela, İstanbul'da tasarladığımız bir apartman projesinde, doğal ışığın neredeyse gün boyu farklı açılardan mekana süzüldüğünü görmek, bütün renk düzenini ve malzeme tercihini kökten etkiledi.
Bazı evlerde ışık elinize dokunan o güzelim parke zeminini coşturur, bazı yerlerde ise loş bir köşede okunan kitap için huzur yaratır. Bunu düşünürken sadece lambaların yerini değil, pencerelerin boyunu, camların şeffaflığını, duvarların rengini ve hatta tavanların açısını bile hesaba katmalısınız. Üç boyutlu bir resim, kimi zaman ceviz ahşabın sıcacık tonu, bazen mermerin serin ve pürüzsüz dokusu üstünde dans eden bir güneş ışığıyla yepyeni bir anlam kazanır. İstanbul'daki son projemizde salonu kuzeye bakacak şekilde yerleştirdiğimizde, yumuşak ama sürekli bir doğal ışık elde ettik ve salonun atmosferi hiç beklenmedik bir şekilde değişti.
Bence en etkili yol, evin odalarını fonksiyonlarına göre analiz ederek başlamak. Mutfakta net görülebilen tezgahlar ve ferah bir aydınlatma gerekirken, yatak odasında göz yoran bir parlaklık istemeyiz. Bunu sağlamak için de her alan kendi içinde bir senaryoya sahip olmalı. Sanki bir tiyatro sahnesindeyiz ve perdeleri, ışık ayarlarını, oyuncuları siz seçiyorsunuz gibi. İstanbul Etiler'deki bir konut projesinde, küçük spot lambalarla tavanı gökyüzü gibi ferah gösterdik ve sabahın ilk ışıklarını camdan içeri davet ettik. İnsanlar eve her geldiğinde "Burada başka bir hava var" diyor. Bu aslında ışığın işte kişiye neler hissettirdiğini gösteriyor.
Malzeme, Renk ve Duyguların Işıkla Dansı
Hiç şunu merak ettiniz mi bir duvar rengi neden bir odada canlı, başka bir odada mat görünüyor? İşin sırrı bence hem ışığın gücünde hem de kullanılan malzemenin dokusunda gizli. Mesela İstanbul'da geçen sene tamamladığımız bir dairede, ince uzun koridora seramik bir zemin kullanmıştık. Zemine vuran ışıkta, seramik ten rengini değiştirirken aynı zamanda koridorun uzunluğunu da olduğundan daha geniş hissettirdi. Akşam olup duvarda gezinen gölgelerle mekan bambaşka bir havaya büründü. Sadece bir koridorun aydınlatmasını değiştirmek, tüm eve yumuşak ve sıcak bir enerji kattı.
Doğru ışık kaynağını seçmek kadar, ışığın yansıdığı yüzeyleri iyi planlamak da önemli. Her şey birbirini besliyor gibi. Parlak lake bir yüzey ışığı çoğaltırken, mat bir taş panel o ışığın çoğunu kendine hapsediyor. Böylece mekanın sesi bile değişiyor. Duvardan duvara yayılan aydınlatma, bazen inşaatta çalışan ustaların aletlerinin metalik tınılarını bile daha net duymanızı sağlar. Çünkü ışık sadece görmeyi değil, çekilen fotoğrafların, kaydedilen anıların ve yaşanan hislerin arka planını da belirler.
Renk de bir diğer ana aktör. Loş sarımsı ışıklar insanı gevşetir, taze ve soğuk beyazlar ise hareketlendirir. Her projede, renkleri ve malzemeleri konuşurken elimle yüzeye dokunup, "Burada akşam ışığı nasıl parlayacak?" diye düşünürüm. Kimi zaman elinizin altındaki taşın geçirdiği ışık, kendini su gibi hissettirir. Sanki ışık parmaklarınızdan akıp gidiyor. Sizce bir odanın atmosferini tamamen değiştiren şey sadece mobilyalar mı? Bence o mobilyaları saran, ortaya koyan, bazen geride bırakan aydınlatmadır.
Bir de unutmamak gerek, artık teknolojik çözümlerle istenen her hissi elde etmek mümkün. Akıllı ev sistemleri üzerinden aydınlatma senaryoları oluşturmak, hayatı bambaşka bir konfora taşıyor. Sabah uyandığınızda enerji dolu bir atmosfer, akşam ise huzur ve sakinlik… Hepsi bir tuş uzağınızda.
Tabi inşaat esnasında, sahanın ortasında kabloların çıtırdayan sesiyle, geçmişte bir gün boyunca aydınlatma yerlerini milim milim hesapladığımızı hatırlıyorum. Her yeni proje, yeni bir keşif ve heyecan. Her mekanda, hafif bir dokunuşla fark edilen ışığın yolculuğu başlıyor. Siz olsanız kendi evinizde ışığı nasıl kullanmak isterdiniz?
Kategoriler: GENEL, MİMARİ TANIMLAR

